• https://www.facebook.com/groups/birkitapbindost/
  • https://plus.google.com/u/0/112571739581511785460/about
  • https://www.twitter.com/@birkitapbindost
     BİR KİTAP BİN DOST

Edebiyat Kültür ve Sanat Sitesi

Editörün Gözünden / Eylül 2017



EYLÜL’DE GEL…

 

Derginin bu sayısının kapağında; sevgili Emel Üstündağ’ın yapmış olduğu, sonbaharı çağrıştıran çok güzel bir suluboya resim var. Öncelikle bu güzel resim için Emel Üstündağ’a çok teşekkür ediyorum. Ve bu ay ki kapak konumuz: Eylül’de gel…

*     *     *

Bizim kuşaktaki arkadaşlar çok iyi hatırlayacaklardır Alpay’ın “Eylül’de Gel” şarkısını… Bu şarkıdan sonra  erkeklerin kıskandığı, genç kızlarınsa Alpay’a aşık olduğu zamanları… Ne diyordu Alpay o şarkısında:  

“Eylül’de gel eylülde okul yoluna

 Konuşmadan yürüyelim gireyim koluna

 Görenler dönmüş hem de mutlu diyecekler

 Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi

 Yaprak dökecekler…”

*     *      *

Eylül… Kuru dallar arasında sarı sarı yapraklar…  Hazan ve Hüzün…

Geriye dönüp bakıyorum, unutmak istediğim ama unutamadığım birçok şeyi Eylül’de yaşamışım!.. Sırt çantamın içinde unutmak ve hatırlamak istemediğim o kadar çok yaşanmışlık var ki Eylül’e dair… Terk edilmeyen hatıralar; çocukluğum, gençlik yıllarım, hayal kırıklıklarım…

Çocukluğumda; memleketin doğusunda, ıssız, sessiz, kuş uçmaz kervan geçmez bir yöresinde, ekim ayında yağan karın haziran ayında kalktığı, saat 12 olunca elektriklerin kesildiği, odun ve kömür olmadığı için küçücük bir teneke sobada tezek yakılan, çamur saman ve hayvan pisliğinden yapılmış bir ev, siyah bir önlük, beyaz bir yaka ve bezden dikilmiş bir çantaydı Eylül…    

Daha sonra, eskilerin leyli meccani dedikleri leyli mektep yılları… Memleketin en büyük, en gelişmiş şehrinin en güzel yerlerinden birinde, bir yatılı okulun bahçesinde dar gelecek olan bitmez günlerin başlangıcıydı… Bedenime değil ruhuma giydirilmiş tek tip bir üniforma, kurallar, ne yapacağını söyleyen borular, toplanmalar, uzun tören provalarıydı Eylül…

Sonra… Sonra memleketin başkentinde, karbonmonoksit sonbaharların yaşandığı yıllarda geçen Mekteb-i Harbiye yılları…      

Arkasından, devrin ABD Büyükelçisinin; “Our boys have done it” (bizim oğlanlar işi becerdi) diye CIA’ye ve Pentagon’a övünerek bildirdiği bir eylül gecesi ile gelen karanlık günler…

Sonrası mı?  

Harcamak için bunca acele ettiğim takvim yapraklarından, hızla akrepleri zehirleyen yelkovanların telaşından ne kaldı geriye derseniz?

Çabuk tükenen kurşunkalemlerim, doğrularımın azlığından çok çabuk tükenen silgilerim, beyaz sayfalar üzerine karaladığım karalamalarım…

.     .    .

Bir Kitap Bin Dost dergisinin Eylül ayı sayısına emeği geçen ve dergiye katkıda bulunan tüm dost ve arkadaşlara çok teşekkürler. İyi ki varlar ve iyi ki bizimle birlikteler.

Önümüzdeki ay, Ekim sayısında görüşmek dileğiyle… 




İlhan Özdemir
İstanbul / Eylül 2017






Yorumlar - Yorum Yaz