• https://www.facebook.com/birkitapbindost/
  • https://plus.google.com/u/0/112571739581511785460/about
  • https://www.twitter.com/@birkitapbindost
     BirkitapbindosT

Kültür ve Sanat Sitesi

ZİYARET BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam10
Toplam Ziyaret182210
TAKVİM

Kırmızı Bisiklet!.. / Eylül 2017




KIRMIZI BİSİKLET!..

 

İlkokul 3.sınıfa geçtiğim sene babamın tayini nedeniyle Doğubeyazıt'tan Urfa'ya taşınmak zorunda kalmıştık. Taşınma masraflarının babamın bütçesinin çok çok üstünde olması ve lojmanlarda da boş bir yer bulunmaması nedeniyle şehrin en yoksul semtinde, yol üstünde, iki katlı, iki odalı küçücük bir eve taşınmıştık.

Alt katımız bisiklet tamiri yapan bir dükkandı. Okuldan geldiğimde o dükkanda durup, tamir için getirilmiş olan çocuk bisikletlerini seyrederdim özlemle. Bazı zamanlar dükkan sahibi tamir ettiği bisikletleri denemek için benim onlara binmeme izin verirdi. Bu zamanlar öyle mutlu olurdum ki… Önce tamir edilmesi için bırakılan ama daha sonra satılması için dükkanda bırakılmış, küçük, iki tekerli, koyu kırmızı renkli, her gece yattığımda hayal ettiğim, rüyalarıma giren bir bisiklet... Ona nasıl bir gözle baktığımı bilmiyorum ama bisikletçi bunu anlamış olmalı ki; bu bisikleti başkasına satmayacağını, benim için saklayacağını, ne zaman ve ne kadar taksitle isterse benim için, babama satabileceğini söylemişti…

Bir Cumartesi günü… Ben yine dükkanda otururken, ilk defa babam yanıma geldi ve o kırmızı bisikleti göstererek:

'Ne dersin? Güzel bisiklet değil mi? Sana almamı ister misin?'

Çok şaşırmıştım çünkü babamdan bana bir şey alacağını söylemesini ve böyle bir sözü ilk defa duyuyordum. Hayali bile çok güzeldi. İnanmayan gözlerle babama baktım ve:  

'Evet, çok isterim…' dedim. 

'Yalnız bir şartım var!.. Sene sonunda "Pekiyi" ile geçeceksin ve tüm notların hepsi beş olacak' dedi…

Babam o bisikleti almadı ve benim de hiç bisikletim olmadı!.. Çünkü yıl sonunda karnemde bir dersin notu dörttü!.. 

* * *  

Nisan sonu veya Mayıs ayı başıydı… Bir gece çok susadığım için uyanmış ve mutfağa gidip su içmek amacıyla ayağa kalkmıştım. Annemle babam yattıkları yandaki odada konuşuyorlardı. (Aslında oda değildi. Çok büyük olmayan bir salon buzlu camlı bir bölmeyle ikiye ayrılmış ve iki oda haline getirilmişti.) Annem ağlıyordu:

“Bu evde daha fazla kalamam… Burası ev bile değil. Zaten bizden önce burayı aşağıdaki dükkan depo olarak kullanıyormuş. Burada daha fazla yaşayamam ayrıca bu evde gündüzleri bile çok korkuyorum.”

“Biliyorum ama ne yapayım? Nasıl oldu bilmiyorum, keşke o gün Gürcan'ın o bisiklete nasıl baktığını sende görseydin. Ayrıca dükkan sahibinin söylediklerinden sonra… Ona söz verdim bir kere. Ne diyeceğim çocuğa? Annen bu evde oturmak istemiyor, buradan taşınacağız bunun için bu sene sana bisiklet alamayacağım. Seneye alırım mı diyeceğim?

Yıl sonunu bekleyelim. Ben ona, karnende tüm notlarının hepsi beş olursa alacağım dedim. Hele bir karnesini alsın, bakarız o zaman…”  

* * *  

Beni çok seven ve sınıftaki diğer tüm öğrencilerden ayrı tutan sevgili öğretmenim, sınıfın ortasında kulağımı çekti ve:

“20 yıllık öğretmenim ve böyle bir şeyle ilk defa karşılaşıyorum. İnanamıyorum bir türlü, senin gibi öğrenci böyle basit bir şeyi nasıl yapamaz? Aslında sana ceza olsun diye sıfır vermem lazım ama!.." dedi…

O yıl karnemde bir notum dörttü ve tabi ki babamda bana o kırmızı bisikleti almadı!..

Ve biz o yılın sonunda; mahalle arasında daha büyük ve çok güzel bir eve taşındık…

 


İlhan Özdemir
İstanbul




Yorumlar - Yorum Yaz