• https://www.facebook.com/groups/birkitapbindost/
  • https://plus.google.com/u/0/112571739581511785460/about
  • https://www.twitter.com/@birkitapbindost
     BİR KİTAP BİN DOST

Edebiyat Kültür ve Sanat Sitesi

Editörün Gözünden / Ağustos 2017



                                                                                                                     

RÜZGARLARIN GÖTÜRDÜĞÜ YERE GİT!..

 





Bu ay ki kapağımız Romanya’dan, illüstratör, model, sanat direktörü ve karikatürist Nicoleta İonescu’dan. Nicoleta’ya hem bu kapak hemde karikatür sayfalarımızdaki o güzel karikatürü ile dergiye yapmış olduğu katkıları için çok teşekkür ediyorum.    

.    .    .

Nicoleta, uçurtmaya tırmanan çocuğa, “Rüzgarların götürdüğü yere git (Where the winds take you)” diyor... 

Sizin bugüne kadar bir uçurtmaya tırmanıp, rüzgarların sizi götüreceği yerlere gitme gibi bir isteğiniz, bir hayaliniz oldu mu hiç? Kendinizle başbaşa kalmak istediğiniz bir an… Yalnızlığınızla durulmak ve dünyada tek kalmak istediğiniz? Herkesin fazlalık olduğunu hissettiğiniz, kimsenin sesini duymak istemediğiniz veya hiçbir şeyin umrunuzda olmamasını istediğiniz bir an… Çok fazla değil yalnızca bir an için bile olsa…  

İşte böyle hissedip, böyle istediğiniz zamanlar; geçmişi, geleceği, yaşanılanları ve yaşanacakları düşünmeden, yalnızca kendiniz olduğunuz ve kendinizle kaldığınız anlardır!..  

Sizleri bilmiyorum ama ben böyle anlarda, bir ben çıkartmak istiyorum benim içimden!.. Öyle bir ben ki; her şeyi beynimden silip, dünyaya yeniden gelmiş gibi hissettirsin bana… 

Yeniden öğreneyim önce oyun oynamayı sonra da okumayı ve yazmayı...

Körebe oynayıp ben ebe olayım ve gözlerimi kapayayım. Ona kadar sayıp gözümü açtığımda değişmiş olsun dünya, değişmiş olsun yaşam...  Sonra bu oyundan bıkıp saklambaç oynayayım... Saklanayım en ücra köşelere bulamasın beni karamsarlığım, geçmişim... Gelmesin peşimden kovalamaca oynarken, ardımda bırakayım acılarımı... Gözyaşlarımı uçurtma yapıp uçurayım göklere, yağmur olup yağsınlar gitsinler...

Ağır gelir mi bir zaman sonra her şey insana?  Yoksa ben mi ağırım bu dünyaya? Kaçla kaçı toplarsam bir ben ederim acaba? Yoksa etkisiz eleman mıyım bu dünyada? Sorular...sorular...sorular...  Sorular bitmiyor zamanda yetmiyor sorgulamaya...

Sanıyorum rüzgarların götürdüğü yere gitmek en iyisi bu saatten sonra... Hatalarımla, sevaplarımla, yaşananacak günlerimi yanıma alıp yeni bir yola giriyorum ve kendimi ardımda bırakıyorum. Yeni bir ben oluyorum umutlarımla...

Hadi gelin sizde şimdi her şeyi bir kenara bırakın!..

Yüreğinizdeki uçurtmanın merdivenlerine tırmandığınızı düşünün...

Düşünün hadi!..    

.   .   .

Susanna Tamaro’nun,  “Yüreğinin Götürdüğü Yere Git” isimli o meşhur kitabını okuyanlar hatırlayacaktır, seksen yaşında bir büyükannenin uzaklardaki torununa yazdığı o mektupları. Yaşlı büyükanne, bu mektuplarda, değişen gelenekler, altüst olmuş değerler karşısında hissettiklerini, torununa sevgiyle aktarmaya çalışıyor ve gençliğinde yapmayı göze alamadığı şeyleri yapmasını torununa öğütlerken şöyle diyor:

"Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yaptığımız yolculuktur; o özgün çağrıya kulak vermeli, yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz."

.    .    .

Bir Kitap Bin Dost dergisinin Ağustos ayı sayısına emeği geçen ve dergiye katkıda bulunan tüm dost ve arkadaşlara çok teşekkürler. İyi ki varlar ve iyi ki bizimle birlikteler...

 

İlhan Özdemir

İstanbul, Ağustos 2017




Yorumlar - Yorum Yaz