• https://www.facebook.com/birkitapbindost/
  • https://plus.google.com/u/0/112571739581511785460/about
  • https://www.twitter.com/@birkitapbindost
ZİYARET BİLGİLERİ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam71
Toplam Ziyaret177087
TAKVİM
     BirkitapbindosT

Kültür ve Sanat Sitesi

Anasayfa

               


  
 (Dergiye gitmek için fotoğrafın üstüne tıklayın
                                                                                                               
   

EDİTÖRÜN GÖZÜNDEN...


EYLÜL... HAZAN VE HÜZÜN...

Nedense Eylül ayı bana hep hazan ve hüzünü hatırlatıyor!..

Geriye dönüp bakıyorum, unutmak istediğim ama unutamadığım birçok şeyi Eylül’de yaşamışım...

Sırt çantamın içinde unutmak ve hatırlamak istemediğim o kadar çok yaşanmışlık var ki Eylül’e dair… Terk edilmeyen anılar; çocukluğum, gençlik yıllarım ve hayal kırıklıklarım…

Çocukluğumda; memleketin doğusunda, ıssız, sessiz, kuş uçmaz kervan geçmez bir yöresinde, ekim ayında yağan karın haziran ayında kalktığı, saat 12 olunca elektriklerin kesildiği, odun ve kömür olmadığı için küçücük bir teneke sobada tezek yakılan, çamur saman ve hayvan pisliğinden yapılmış bir ev, siyah bir önlük, beyaz bir yaka ve bezden dikilmiş bir çantaydı Eylül…    

Daha sonra, eskilerin leyli meccani dedikleri leyli mektep yılları… Memleketin en büyük, en gelişmiş şehrinin en güzel yerlerinden birinde, bir yatılı okulun bahçesinde dar gelecek olan bitmez günlerin başlangıcıydı… Bedenime değil ruhuma giydirilmiş tek tip bir üniforma, kurallar, ne yapacağını söyleyen borular, toplanmalar, uzun tören provalarıydı Eylül…

Sonra… Sonra memleketin başkentinde, karbonmonoksit sonbaharların yaşandığı yıllarda geçen Mekteb-i Harbiye yılları…      

Arkasından, devrin ABD Büyükelçisinin; “Our boys have done it” (bizim oğlanlar işi becerdi) diye CIA’ye ve Pentagon’a övünerek bildirdiği bir eylül gecesi ile gelen karanlık günler…

Sonrası mı?  

Harcamak için bunca acele ettiğim takvim yapraklarından, hızla akrepleri zehirleyen yelkovanların telaşından ne kaldı geriye derseniz?

Çabuk tükenen kurşunkalemlerim, doğrularımın azlığından çok çabuk tükenen silgilerim, beyaz sayfalar üzerine karaladığım karalamalarım…

.  .  .

Sevgili Emel Üstündağ, her zaman olduğu gibi bu ayda dergi kapağı için çok güzel sulu boya bir resim yaptı. Bu güzel resim için Emel Üstündağ’a ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Gönlüne ve fırçasına sağlık.

Bir Kitap Bin Dost dergisinin Eylül ayı sayısına emeği geçen ve dergiye katkıda bulunan tüm dost ve arkadaşlara çok teşekkürler.

İyi ki varlar ve iyi ki bizimle birlikteler...

Sevgilerimle...